yaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Eylül 2013 Çarşamba

Çadırınız stilinizi yansıtır :)

Rahatına düşkün ben gibiler için kamp ve çadır olayları pek içaçıcı olmasa bile, macerasever kampçıların çadırları için  stil üstüne stil gelmiş...

FieldCandy markası çadırları bambaşka bir hale sokmuş , insanın hiç yoktan çadır alası geliyor....

Mesela Karpuz desenlisi yaz için iç açıcı... çadırınızı kaybetme ya da başka çadırla karıştırma şansınız yok ! :)



bir de romantik çadırcılar için düşünülen tasarımlar var ...


mesela benim ki bu çadır da olabilirdi... çiçek deseni tam bana göre..


uzun lafın kısası bu güzel bebeklere sahip olmak isterseniz adresi 


üstelik paketlemeler falan da gayet özenli ve başarılı...





                                                                                                                                 

17 Nisan 2012 Salı

bazı pazarlar...



bazı pazarlar... insanın içine umut veriyor ... kıştan yaza geçerken , sıcaklığa hasretken aldanıyoruz güneşe.bi kıpırtı , bi telaş! oysa arkası yine kış....ama yazın da tadına varalım.

sevgiliyle yapılan ufacık bir yürüyüş anında denk geldiğimiz çift gökkuşağı :)
bu bizim şansımız...şanslı oldugumuz anlamında mı acaba?
fotoğraf telefonla çekildiğinden çok net olamayabilir...

şansa ve ufacık güzel mucizelere karşı beklentimiz sonsuz! ve biliyoruz ki hayat bize cömert olacak bu konuda. öyle büyük büyük beklentiler değil, kendini tamamlamak diye birşey varsa eğer biz o hazzı yaşayalım hayatta! istediğimiz gibi yoluna koyalım hayatı...

bazı pazarlar ben pazar günlerini sevmesem bile sevilmeye layık ! :)

                                                                                                                                   

27 Şubat 2012 Pazartesi

bizim kızlar*

eskiden ''bizim kızlar'' diye bahsedip 45 yaşlarını çoktan geçmiş kadınlara sinir olurdum.hani kızlar deyince böyle daha 20-25 li yaşlar olabilirmiş gibi geliyor.bu bakımdan ben hala bizim kızlar diyebilirim. ama ilerisi için birşeyler bulalım....

bazen düşünüyorum da çok tatlı arkadaşlarım var. herkes kendi havasında kendi hayatına devam ederken bi mola verip birbirimize zaman ayırdıgımızda sohbetin dibine vuruyoruz.uzun süre görüşmesek bile kaldığımız yerden devam ediyoruz bi şekilde yakalıyoruz birbirimizi.

şu sıralar bir miniğimiz olacak :) heyecanla bekleyen annesi ve bi dünya deli teyzesi(bunlar biz oluyoruz)
bir prenses mi bir cadı mı geliyor dünyaya bilinmez ama tatlı cadı ruhlu bir prenses olsun mümkünse :)
bu alttaki kimisi müzisyen kimisi yıldız taşıyan melekler ise dünyaya gelecek meleğin süsleri....


kimimiz rejim yapar,kimimiz işten bıkar,kimimiz deliliğe vurur.... ama bir ortak noktamız var ki hepimize huzur buldurur.
kalpten bağlıyız Bozcaada'ya...
çocukluğumuzun bir kısmı beraber geçtiğinden sadece yazlık arkadaşı gibi de göremiyorum onları.hani o ergen zamanlarda vardır ya birbirine gıcık olma durumu ; evet biz o evrelerden geçip şimdi birbirine mantıklı fikirler verebilen ama kendine derman bulamayan :) dostluklar yaşıyoruz bu arkadaşlarla...

arkadaş serimden ilki bu tontişin annesi olsun...
kısaca kendisine Mrs. M diyebiliriz zira kanlarında asalet vardır.
duruşu , tavrı , kültürü ayrı bir havadadır. kimilerine göre çok cool kimilerine göre zamanında çok gıcıktır! :) gerçi biz onun her halini biliriz ...
içince sağlam içer bünyesi genlerinden sağlamdır...sakindir ama sakin olduğuna bakmayın delilikte vardır,dobradır.haksızlığa tahammülü yoktur...öğretmenlikte nasıldır bilmem ama benim öğretmenim olsun istemezdim hayır yani o gözle bakamayacağımdan :) kendisine bakınca anlamsız yere hala nedenini bilmeden katıla katıla gülmelerimizi hatırlarım. ve sorarım biz o gün neye gülmüştük?
o da bilmez bilmemeye güleriz. :)

anneliği de mükemmel olacaktır canım arkadaşımın.eli kulağında haberini bekliyoruz doğacak minnoşun...
aklıma gelmeyen cümleye dökülmeyen daha çok yazılacaklar var da kısa olsun böyle kalsın bu yazı.
Bozcaada'da akşamları kordonda yürürken gördüm ilk bu kızları. iyi arkadaştılar bense yeniydim adada.pek soğuk ve uzak bulurdum onları.sonra bir gün....



şu sıralar dillere dolanan duygusallığıma eşlik eden bir arkadaşım daha var ...anlatacaksam eğer ikinci sıraya onu koyayım istedim...
kendisine zamanında Nirvana H. derlerdi ... 
kimin dediğini nerden çıktığını bilmesek bile hakkında rivayetler rivayetler üstüne :)
kendisi ergen zamanlarında pek bir isyankardı. her sene adaya bir daha gelmeyeceğini söyler ama bir sonraki sene yine gelirdi.sonradan mı sevdi hep mi seviyordu orası kendine kalsın ama adadaki zamanlar onsuz renksiz olurdu.
kendisiyle kısık ses konusunda ayrı bir birlikteliğimiz vardır.Bozcaadada tek eğlencelik mekanımız Salhanede günü bitirdiğimizde seslerimizin iyice gitmesiyle kendimize gelirdik.tanıdıgım kadarıyla hep idealleri vardı.hedefini net olarak ben göremesem bile inanıyorum ki bütün bu çalışmalarının sonunda çok çok iyi yerlere gelecek.kendisiyle gurur duyuyorum. :)
yıllar geçtikçe o deli dolu kız gitti mi hayır... hala kıpır kıpır...ama kendisine eklenen bir şey oldu ; ağlaklık.
sonunda bana eşlik eden biri oldu dedim ... birbirimizin yerine ağlamışlığımız bile var...
kırmızı hırkalı kız seni iyi ki tanımışım....

sırayla gidiyorum madem...en başta da dedim ya birbimizden pek hoşlanmayarak başladığımız arkadaşlıklarımız vardır diye...
aslında neden hoşlanmadığımızı ya da böyle bir söylentinin nereden çıktığını bile bilmiyoruz...
ne zaman böyle iyi arkadaş olduk onunda farkında değiliz.mücadele ettiğimiz başka şeyler var şu sıra ; kilolar gibi.. :)

aklımda kendisiyle ilgili ilk ve en yakın sahne ; okul bahçesindeki bir düğünde doyasıya göbek attığımız bir sahne... hatta karıştırmıyorsam mor çiçekli bir elbise hatırlıyorum üstünde...ama emin olamıyorum ah bu yaşlılık! :(
arkadaştır,dosttur...lakap dersen herhangi bir lakap bulamıyorum ama kendisi gittiği yere havasıyla bir Arap Baharı estirebilir. bence öyle bir havası var hem esmer hem yemyeşil gözler falan .. sanata yatkındır bir zamanlar fotoğraf çekiyordu diye hatırlıyorum.Salhane'de bir kilit ya da zincir fotoğrafladığını hatırlıyorum.tiyatroyu sadece sevmez oyunları takip eder ve gider.
gayet mistik bir falcı rolüne girebilir bir oyunda.(en azından benim gözümde)
şu sıralar hayattan gelin rolünü kapmış hazırlanıyor...
yaza düğünümüz var ama kına gecesi de istiyoruz ;)
bu arkadaşımızı ayırt etmek için ipucumuz N olsun ?

ada grubundan geç zamanlarda tanıdığım bir gece hüngür hüngür ağlayıp zırlayıp kafasını şişirdiğim bir cenevarımız, bir deli kızımız daha var.
o ada sevdalısıdır.yaz kış her fırsatta gider.denk gelip her seferinde görüşemesek bile sosyal medyadan takipteyim kendisini ve bilirim ki son zamanlarda tehtit dolu sözler yazmış sayfasına.zira kendisine ''neden çalışmıyorsun ? baba parası mı yiyorsun ? ''gibi sorular yönelteceklere baştan yapmış uyarısını.hayır o değil o yazıyı okudugumdan beri sorasım geliyor :) muhabbetine doyum olmazlardan. ;) Salhanenin son zamanlarında motoruyla saolsun beni eve bırakmışlığı çoktur. yoksa o yol o kafayla yürünmez çekilmez... 
bir de adaya bıraktığımız bir arkadaşımız daha var. adanın sarı gelin'i. sessiz , sakin, iyi kalpli, kedisever,böyle o sakin sakin konuştukça insanın dinleyesi gelir... o adaya değil aşka gitti. kendilerinden Mrs. M 'i örnek alıp aşk çocugunu dünyaya değil adaya ve aramıza getirmesini diliyorum...

kısa kısa ,belki gerekli belki gereksiz ama ben içimden geçenleri dökeyim istedim. çünkü hafıza bir yerde bizi yarım bırakıyor ve ben unutmak istemiyorum.aklıma estikçe yazdıklarım sonradan dönüp okudugumda bambaska zamanlara götürüp yüzümü gülümsetiyor.

hepinizi ayrı ayrı seviyorum..hep beraberken ise sevgim taşıyor böyle adada olup sizi soğuk Ayazma suyuna atmak istiyorum. ;)



                                                                                                                               

11 Ağustos 2011 Perşembe

benim de tacım olabilir ♥

çiçekleri seviyorum,çiçekler ile uğraşmayı da çok seviyorum...çiçeklerden taç yapımının böylesine güzel anlatılışını bulunca hem kaybetmemek hem de paylaşabilmek adına bu yazıyı yazmak istedim.el yapımı ile uğraşılmış ve içine emeğin güzelliği katılmış herşeyi seviyorum daha bir anlamlı buluyorum.
bu tacı kendim için yapacağım günü bekliyorum. muhtemelen 17 Eylül'den sonra bir gün, sonunda İstanbul adalarından birine gitmeyi başarabildiğimizde...






nazara inanırım....

bracelets by justlikeastar1

kötü göze kötü enerjiye öyle çok inanır oldum ki karşıma çıkan pekiştireçler sayesinde....bu tatilde bir arkadaşım sayesinde ,yazlık yerlerde kurulan akşam tezgahları olur hediyelik ,bijuteri vs. satan yerler hani...işte o tezgahlardan birine dadandım...rengarenk cıvıl cıvıl bileklikler aldım.aslında 6 tane olmaları gerekiyordu ama 1 tanesini ben düşürdüm ona nazar diyemem.... kalan 5 adetle baya bi vakit geçirdim , onlar benim renkli arkadaşlarım misali hep yanımdalardı...ta ki İstanbul!a gelene kadar...ah İstanbul iyisin hoşsunda insanın enerjisini bitiriyorsun , bunu bil!

İstanbul'a geldiğimin daha ilk günü, yakın tanıdığım ama nazarının değdiğine inandığım biri , ''ayyyy ne güzeller!'' diye yanıma yaklaşıp özellikle kelebekli turkuaz rengini ve yanındaki turuncumsu güllü olanı gözüyle işaretlemiş gibi çok beğendiğini söyledi....
ve aynı akşam bilgisayar başındayken hiç bir yere takılmadığım,çarpmadığım halde bileğimde sadece ikisi ayrıldı çıtır çıtır boncuk sesiyle farkettim ki olan olmuştu...

Olsun, sağlık olsuın!olan bunlara olsun....yeşil nazar boncukluyuda kurban ettik nazara... elimde kaldı mercan rengi olan ve firuze taşlı olan... şimdilik benimleler gözüm gibi bakıyorum onlara...

sevgiler


6 Ağustos 2011 Cumartesi

fikir*

kişiselleştirilmiş eşyalara bayılırım.bu fikri, yaz tatilimde bir evin cam önüne yerleştirilmiş sardunya saksılarında görünce fotoğraflamadan geçemedim. çok güzel durmuyorlar mı?



saksılarda sırasıyla ; James Joyce, Bukowski , Cannibal , Faulkner, Hangover( film olan mı?? :) ), Primat ... yazıyor son 2 saksıda yazanları okuyamadım...

güzel Ege sokakları, yaratıcı fikirleri uygulamak ,istediğin renkleri harmanlamak bakımından elverişli.. atmosferin etkisiyle seni yaratıcılığın içine sokuyor yeni fikirlere yelken açmanı sağlıyor..öğle sıcağında gezmiyor olsam kapısını çalıp ev sahibi ile konuşmak isterdim ama susuzluk beni yorduğundan hızlıca oradan uzaklaşmak zorunda kaldım elime de bu fotoğraflar kaldı....

4 Ağustos 2011 Perşembe

instagr.am

söylemişlerdi de inanmamıştım bu instagr.am insanda hastalık yapıyor...bir de bir yerde okumuştum, insanın içindeki gizli fotoğraf aşkını ortaya çıkarıyor gibi bir tabir kullanmışlardı, tam olarak budur işte ... elinizde efekt şansınız olunca çektiğiniz fotoğraflar daha da bir çeşitlenip güzel gözüküyor gözünüze.paylaşmadan duramıyorsunuz, iphone app. store da bu ve buna benzer başka uygulamalar da var ama en popüleri bu aralar instagr.am, çektiğim ve efektlediğim bir kaç fotoğraf ;

tatil nedeniyle buralarda değil huzurdaydım :) yüzümü gülümseten bu lavantalar arasındaki beyaz kelebeğe sonsuz teşekkürler...



rüzgarın bol olduğu 26/07/2011 tarihinde çektim bu fotoğrafı, efekt ile birlikte maviler daha mavi sanki ;)


ve dönüş yolu... hangimiz bulutlardan şekil bulmaya çalışmadık? yolculuk anında fotoğraflayamamaktan üzüntü duydugum ayçiçeği tarlalarının yanından geçerken bulutlara baktım bir de ne göreyim;

Bulutlar bana bi kalp sunmus mesela..?

yani ben en azından öyle görmek istedim, kendimi avuttum.
ufak mutlulukları da yakalayamazsak iyice çekilmez olmaz mı hayat?


18 Temmuz 2011 Pazartesi

''provence'' dedikleri

hayatlarımız hızlandıkça eskiye dair duyguları hatırlatan zamanları özler olduk ...sadelikten yana dekorasyonlarda dinlendirmek istedik ruhumuzu.son günlerde hem populer olan hem de yaz olması sebebiyle ''provence'' kelimesini duymuşsunuzdur belki...özellikle dekorasyonda son derece moda bir stil şu aralar...

Provence Güney Fransa'da yer alan bir şehir deyip ansiklopedik bilgilere girmeyeceğim ama google'da arattığınızda görsellere bakarsanız iç açıcı lavanta bahçeleri sizi karşıladığında eminim hoşunuza gidecek detaylara bakacaksınızdır.

dekorasyonda ''provence'' dediğimizde sizi yönlendirebileceğim hoş bir blog adresi var ; burada

beyazların, eskitme ahşabın,şık ferforjelerin, naif çiçek desenlerinin ,Akdeniz esintisi taşıyan hoş objelerin kullanıldığı bir stil.bilenler bilir mutlaka ama bilmeyenler için provence tarzda birşeyler bulmak istiyorum dediklerinde benim aklıma gelen ,gezdiğim ,sevdiğim ,alışveriş yaptığım bazı yerler var... hem kaybetmemek hem paylaşmak adına ;

tekstil türü ürünler için;


English Home hem ucuz hem hoş parçaları bulabileceğiniz adreslerin başında bence

Madame Coco ağırlıklı olarak tekstil ,romantik detaylara bol bol rastlarsınız...açıkçası Cadde'de ki mağazayı uzaktan ilk gördüğümde çikolatacı falan zannetmişti
m,ŞIK!!!

Chakra madem tekstille başladık, doğal dokulu kumaşları ile sadelikten hoşlananlara ...


AllHappyDays renk renk şişeleri kaldı hafızamda...bi de perilerini hatırlıyorum çok güzeldi.henüz internet adresleri yayında değil ama belki sizlerden biri tıkladığında çoktan açılmış olur??bekliyoruz...

nereis online satışlarının olduğunu görmek mutlu etti açıkçası. favorim bu melekli porselen çanak.bir de porselen güzel kuşlar var bayıldım.




internette ufak gezinmelerim sonucu öyle güzel görseller ile karşılaştım ki hangi birini paylaşsam diye düşündüm.ilk paylaştığım daracık çiçekli sokak resmen tablo gibi....sevdiğim bir ada gibi!


bayıldım bayıldım...!!! :)



huzur dolu renkler ve sadelik
sadelikle beraber ferahlık hissi...miss!

bu aralar tavan yapan bisiklet sevdam provence etkisiyle birleşince bu fotoğrafı paylaşmak farz oldu.sepetimde lavantalar yol alsam kırlarda... şimdilik hayaliyle gözlerimi kapıyorum.

27 Mayıs 2011 Cuma

bugünlerde...

dönüşünü beklediğim bir sevgilim var... zaman hızla geçiyorken yokluğunu hissettiğim zamanlarda durmuş gibi geliyor ama sayılı gün geçecek biliyorum...





piknik sevmeyen insan olur mu? olur ben öyle çayır bayır sevmem :) .konfor insanıyım elimden birşey gelmez ama yine de şöyle kırlarda olasım var...artık başka bahara! ;)


baharı görmeden yaz geldi geçti gibi birşey oluyor bu sene ya neyse!yaz da ne geldi ne gelmedi ya da ben o moda giremedim.sıcak bir adada olsam dört yanım deniz işte o zaman huzura ererim ...planlarım arasına aldım ama uygulama bakalım ne zamana?


15 Nisan 2011 Cuma

yaz hayali...

sabit hayalleriniz var mıdır? benim var,ulaşılması öyle çok zor olmayan ama zaman zaman içim sıkıldıkça hep aynı hayali kurduğum...yazın herkes tatildeyken durup dururken aklıma gelen, kışın -ki kışı hiç sevmem- soğukta donarken içim ısınsın diye kurduğum bir hayal...

şöyle sıcak ama bunaltıcı olmayan iklimlerden birinde ,ben uzağa gitmem Ege- Akdeniz tarafları bana yeter..hani güneşten yanmış teninizin üzerinde denizin tuzu tazedir henüz.gün batarken dinğinliği kalır üzerinizde,hava hafiften esmeye başlar sanki aradığınız ferahlığı size getiren bir müjde gibi...farkında olmadan uykuya dalarsınız.uyandığınızda hava kararmıştır neredeyse.yazın enerjisi bitmez, dostlarla gece yeni başlayacaktır. hoş sohbetlerin yapıldığı verandanızda, yıldızların altında yeni bir muhabbet başlamıştır...

daha fazla uzatmayacağım...

belli ki ben yazı sabırsızlıkla bekliyorum.güneşi,denizi,kumu,terlikle gezmeyi,güneşten pembeleşen cildi çok seviyorum.

artık yaz gelsin.


11 Ağustos 2010 Çarşamba

Renklerin terapisi...



Odamın rengi ile başladım ufakta olsa değişime.Uzun zamandır kullanmışım hissi vermiş olan,ben de uyku düzensizliğine yol açtığına inandığım kırmızıdan kurtuldum.Kırmızının sertliğinin yanında masum bir çocuk gibi duran,bu sene heryerde gördüğümüz boyanınca pudra pembe gibi duran ama katalogta güz gülü diye geçen rengi seçtim.İnanılmaz romantik aksesuarlara takılır oldum. Renklerin enerjisi olduğuna inananlardanım kesinlikle. Bir de sanırım duyduklarımdan etkileniyorum ve dikkat edip değerlendirme yaptığımda algılarıma göre seçimler yaptıgımı farkedıyorum.Mesela nerde duyduğumu hatırlamadığım kahverenginin negatif bir renk olduğu kafama takıldıgından beri -ama özellikle sert kahve- kıyafetlerde tercih etmıyorum.Turkuvaz maviye bayılıyorum. Hatta zaman zaman ergenlik döneminde mavi delisi olmuş bu kızın nasıl dolabında pembiş eşyalar olmaya başladı ona bile şaşırıyorum.Ama varmış herşeyin bir zamanı.Turkuvaz mavinin yazın enerjisini taşıdığını düşünüyorum.Sonra turuncu ,kıpır kıpır değilmi? Yeşilin doğayla özdeşleşmesinden olsa gerek huzur verdiğini söylemez miyiz? Morun depresif olduğunu da yine bir yerlerde okumuştum aynı zamanda feminen bir renk olduğunu da.


Ama vazgeçilmez beyazı da unutmamalı. Hep asil,her mevsime,her duyguya,her zamana yakıştırabileceğimiz.Biz ona ne katarsak o olan...-biliyorum beyaz renk değil.

bu yazıda yazdıklarım tamanen renklerle benim aramdaki ilişkiden çıkardıklarımdır.




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...